Yeni sezon ürünler
750 tl ve Üzeri ÜCRETSİZ KARGO
Yeni sezon ürünler
750 tl ve Üzeri ÜCRETSİZ KARGO
Mevsim Geçişlerinde Seramid Gücü

Mevsim Geçişlerinde Seramid Gücü

Mevsim Geçişlerinde Seramid Gücü

Bir sabah yüzünüzü yıkadıktan sonra kullandığınız nemlendiricinin artık yetmediğini hissettiğiniz

oldu mu?

Cildiniz birkaç hafta önce gayet dengeliyken bir anda gerilmeye, kurumaya veya daha hassas

davranmaya başlayabilir. Üstelik bakım rutininizde hiçbir şeyi değiştirmemiş olabilirsiniz.

Değişen şey bazen ürünleriniz değil, mevsimdir.

Sıcaklık ve nem oranındaki değişimler, rüzgâr, kapalı alanlarda klima veya ısıtıcı kullanımı gibi

çevresel koşullar cildin su dengesi ve bariyer fonksiyonu üzerinde etkili olabilir. Özellikle yazdan

sonbahara veya kıştan ilkbahara geçerken cildin alışık olduğu çevresel koşullar kısa süre

içerisinde değişir.

Tam da bu dönemlerde cilt bakımında çok konuştuğumuz bir kelime yeniden önem kazanıyor:

seramidler.

Cilt bariyerini bir duvar gibi düşünün

Seramidlerin neden önemli olduğunu anlamak için önce cildin en dış tabakasına, yani stratum

corneum'a bakmak gerekiyor. 

Bu tabakayı çoğu zaman bir tuğla duvara benzetiriz. Cilt hücreleri tuğlaları oluştururken,

hücrelerin arasındaki lipid yapılar onları bir arada tutan harç gibi davranır.

Bu “harcın” önemli bir bölümünü ise seramidler oluşturur.

Seramidler, cildimizde doğal olarak bulunan lipidlerdir. Stratum corneum'daki lipidlerin yaklaşık

yarısını oluştururlar ve cilt bariyerinin yapısal bütünlüğünün korunmasında önemli rol oynarlar.

Yani seramid aslında cildimize tamamen yabancı, laboratuvarda keşfedilmiş yeni bir kozmetik

trend değildir.

Cildin zaten kullandığı bir yapı taşıdır.

Bu nedenle seramid içeren ürünleri konuşurken mesele cilde sıra dışı bir şey kazandırmaktan

çok, cildin doğal bariyer yapısını desteklemekle ilgilidir.

Mevsim değiştiğinde cildimiz neden farklı davranıyor?

Cilt çevresinden bağımsız yaşamıyor.

Havadaki nem azaldığında, sıcaklık düştüğünde veya cilt sürekli sıcak-soğuk ortamlar arasında

kaldığında su kaybı ve bariyer fonksiyonuyla ilişkili dengeler de değişebilir.

Sonuç bazen çok belirgindir. 

Yıkama sonrası gerginlik başlar. Normalde sorun çıkarmayan bir ürün hafifçe batmaya

başlayabilir. Makyaj eskisi kadar düzgün görünmez. Cilt yüzeyi daha pürüzlü hissedilir.

Bu belirtilerin hepsini yalnızca “cildim kurudu” şeklinde değerlendirmek eksik kalabilir.

Bazen asıl mesele cilt bariyerinin desteğe ihtiyaç duymasıdır.

Çünkü sağlıklı bir bariyerin temel görevlerinden biri, cilt içerisindeki suyun gereksiz yere

kaybolmasını sınırlandırırken dış çevreye karşı koruyucu bir sınır oluşturmaktır.

Bariyer bütünlüğü bozulduğunda transepidermal su kaybı, yani TEWL, artabilir. Cildin nemi daha

kolay kaybetmesi de beraberinde kuruluk, gerginlik ve hassasiyet hissini getirebilir.

İşte seramidler tam olarak burada devreye girer.

Seramid yalnızca nemlendiren bir içerik değildir

Seramidleri klasik bir nemlendirici içerik gibi düşünmek doğru olmaz. 

Örneğin gliserin veya hyaluronik asit gibi humektanlar suyu tutmaya yardımcı olurken seramidler

daha çok cildin lipid bariyerinin yapısına katkıda bulunur.

Bu fark önemli.

Çünkü bazen cildin ihtiyacı yalnızca daha fazla su değildir. O suyu içeride tutabilecek sağlıklı bir

bariyer yapısının desteklenmesi de gerekir.

Seramid içeren doğru formüle edilmiş bakım ürünlerinin amacı, cildin doğal lipid yapısını

destekleyerek bariyer fonksiyonunun korunmasına yardımcı olmaktır.

Bu yüzden özellikle kuruluk, gerginlik veya bariyer zayıflığı hissedilen dönemlerde seramidler cilt

bakım rutininde değerli bir yere sahip olabilir.

Seramidin yanında ne olduğuna da bakın

Burada kozmetik formülasyon açısından önemli bir detay var.

Bir ürünün üzerinde büyük harflerle “CERAMIDE” yazması tek başına o ürünün iyi bir bariyer

ürünü olduğu anlamına gelmez.

Cilt bariyerinin lipid yapısında yalnızca seramidler bulunmaz. Kolesterol ve serbest yağ asitleri

de bu organizasyonun önemli parçalarıdır. 

Bu nedenle bariyer odaklı formüllerde seramidlerin diğer fizyolojik lipidlerle birlikte kullanılması

özellikle dikkat çekicidir. Bazı çalışmalar seramid, kolesterol ve serbest yağ asitlerini uygun

oranlarda içeren lipid karışımlarının bariyer onarımını destekleyebildiğini göstermektedir.

Yani yine aynı noktaya geliyoruz:

İyi bir kozmetik ürünü tek bir içerik değil, formülün bütünü oluşturur.

Seramidin çeşidi, miktarı, diğer lipidlerle ilişkisi ve ürünün taşıyıcı sistemi; yalnızca içerik

listesinde “ceramide” kelimesini görmekten daha anlamlıdır.

Mevsim geçişinde daha fazla aktif kullanmak yerine bariyeri

dinlemek

Mevsim değiştiğinde cildimiz matlaşmaya veya pürüzlü görünmeye başladığında ilk refleksimiz

çoğu zaman daha fazla aktif kullanmak oluyor.

Biraz daha asit. 

Yeni bir peeling.

Daha güçlü bir serum.

Oysa cildin zaten hassaslaştığı bir dönemde sürekli eksfoliasyon yapmak veya birden fazla güçlü

aktifi üst üste kullanmak bazen problemi çözmek yerine bariyeri daha fazla zorlayabilir.

Bu nedenle mevsim geçişleri, rutini yeniden değerlendirmek için iyi bir zamandır.

Cilt normalden daha gergin hissediliyorsa temizleyicinin fazla arındırıcı olup olmadığına

bakılabilir. Nemlendirici desteği artırılabilir. Aktiflerin kullanım sıklığı yeniden değerlendirilebilir.

Ve özellikle bariyer desteğine ihtiyaç varsa seramid içeren formüllere rutin içerisinde yer

verilebilir.

Cilt bakımında her değişimin cevabı yeni bir aktif değildir.

Bazen cildin ihtiyacı yenilenmek değil, toparlanmaktır.

Yağlı ciltlerin seramide ihtiyacı yok mu?

Seramid denildiğinde akla genellikle kuru cilt geliyor. Fakat cilt tipi ile cilt bariyerinin durumu aynı

şey değildir. 

Yağlı bir cildin sebum üretiminin fazla olması, bariyerinin her zaman kusursuz olduğu anlamına

gelmez.

Özellikle sık peeling yapan, akne odaklı güçlü aktifler kullanan veya cildini agresif şekilde

temizleyen kişilerde yağlı bir cilt de gerginlik ve hassasiyet yaşayabilir.

Bu nedenle seramidler yalnızca “kuru cilt içeriği” olarak düşünülmemeli.

Asıl soru cildin ne kadar yağ ürettiği değil, bariyerinin ne durumda olduğudur.

Mevsim değişirken rutinin de değişebilir. 

Yaz boyunca çok sevdiğiniz hafif jel nemlendirici sonbaharda yeterli gelmeyebilir.

Kışın kullandığınız yoğun krem ise ilkbaharda ağır hissettirmeye başlayabilir.

Bu son derece normal.

Cilt bakım rutinini yıl boyunca hiç değişmeyen sabit bir reçete gibi düşünmek yerine, çevresel

koşullara ve cildin o dönemki ihtiyaçlarına göre yeniden değerlendirmek daha anlamlıdır.

Seramidler de özellikle bu geçiş dönemlerinde cilt bakımının temelini hatırlatan içeriklerden biri.

Çünkü cilt bakımında sürekli daha güçlü aktiflerin peşinden giderken bazen en temel şeyi

unutabiliyoruz:

Sağlıklı görünen bir cildin başlangıç noktası, sağlıklı çalışan bir cilt bariyeridir.

Seramidin gücü de tam olarak burada.

Cilde olmadığı bir şeyi vaat etmek yerine, cildin zaten sahip olduğu doğal savunma sisteminin

önemli bir parçasını desteklemek.

Mevsimler değişebilir. Cildin ihtiyaçları da değişebilir. İyi bir bakım rutini ise bu değişimi fark edip cilde ihtiyacı olan şeyi doğru zamanda verebilmektir.